Animation / General

Ernest et Celestine

Çocukları çok seviyorum, bence varoluşumuzla ilgili en masalsı şey çocuklar.

Masalları da çok seviyorum, hatta hayatımda aldığım en güzel hediye bir çift masal kitabı bir tane de baston şekerdi.

Bu şehre taşınırken masallarda ki gibi naif ama mutlu bir rutinin hayalini kurmuştum, şimdiyse şehirle beraber kaosun ve belirsizliğin içine çekiliyorum her ayaklandığımda. Masalların sadece masal olduğunu, hayatlarımızın ise beton yığınlarıyla çepeçevre olduğunu anlamak benim için hayli zor bir süreç oldu, oluyor. Olağan şeyler bunlar biliyorum, büyümekle – yaşlanmakla ilgili bir harp, acımasız ama çok gerçek işte.

Yine de sevmeyi, paylaşmayı, özlemeyi, umut etmeyi ve beklemeyi asla bırakmıyorum, yoruluyorum ama olsun.

İşte bu dönemde beni en mutlu eden şey küçük kuzenim Zeynep’le zaman geçirmek; sanki sevdiği her şeyi bende çok seviyorum ve sevdiğim her şeye o da bayılıyor. Birlikte boyama yapmak, sims oynamak, paten kaymak, yemek yapmak, müzik dinlemek, kahve içmek, sahilde dolaşmak, film izlerken uyuklamak en keyif aldığımız şeyler. Özlemini duyduğum o güzel ada günlerini bana veremese bile son aylarda içine düştüğüm hatta zaman zaman kaybolduğum o boşluğu sanki sevgisiyle doldurmaya çalışıyor, sayesinde nefes alıyorum 🙂

Neyse asıl konumuz 2012 yapımı minnoş bir Fransız animasyonu olan Ernest & Celestine:

Televizyonda ki çocuk kanallarına tahammülüm yok hatta Hollywood yapımı çoğu animasyonu da beğenmiyorum bu yüzden fırsat buldukça Zeynep’in yaşına uygun animasyonlar, çocuk filmleri bulup onunla izlemeye çalışıyorum.

Perşembe akşamı sanırım fragmanına baktık çok hoşumuza gitti Ernest & Celestine ama ne yalan söyleyeyim bu kadar şahane bir şey beklemiyordum: Zeynep 8 yaşında, KG 18, ben 25 ve üçümüzde filme bayıııııldııııık.

Cannes ödüllü animasyon, bir fabl uyarlamasıymış. Ayıların yukarıda, farelerin ise yeraltında hüküm sürdüğü dünyada türlerinin dayatmalarına daha doğrusu sisteme uyum sağlamaktansa gönüllerince bir hayat sürmeyi umut eden ayı Ernest ve fare Celestine’nin arkadaşlığını işliyor film. Celestine yaşadığı yeraltı şehrinde etrafında ki bütün farelerin aksine ayılardan korkmayan, yegane gayesi ayı dişi toplamak değil de resim yapmak isteyen minnoş iyiliksever bir fare; Ernest ise sistemden kopmuş müzik ve tiyatro ile karnını doyurmaya çalışsa da aç, çaresiz ve yalnız kalmış huysuz bir ayıcık.

Ben bu filmi salt bir animasyon olarak yorumlamadım açıkcası, ele aldığı tezatlıklar ve sistem eleştirileri çok doğru noktalara parmak basmış. Mesela Ernest ve Celestine’in rüya sahneleri ki filmde en hoşuma giden sahneler, biri dişçi diğeri şekerci anne ayı ve baba, fare ve ayı polislerin sorgulamadan ikilinin peşine düşmesi, yakalanmaları ve yargılanma sahneleri, hatta mahkemenin yıkıldığı sahnede ki tabuların yıkılması çok başarılı metaforlar olmuş.

Sadece olay örgüsü değil çizimler ve müzikler de bir o kadar şahane, ilgilisi şuradan dinleyebilir tıktık.

Web sitesi de çok tatlı buraya da bakın hatta tık.

İyi seyirler!

Advertisements

One thought on “Ernest et Celestine

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s